24 Ocak 2007 Çarşamba

Konserler ve aksilikler

Bizim başımıza gelenler, pişmiş tavuğun başına gelmez. Alın size bir mini konser/dinleti tecrübesi.

Tarih 21 Ocak 2007, yer Pasaport civarı, özel bir grubun brunch eğlencesinde grubumuzun performansını dinlemek istediler. Biz de kabul ettik tabi. Bizim için de bir tecrübe daha olacaktı. Yaklaşık 200 kişilik bir gruba, büyük bir tekne içinde müzik yapacaktık.

Neyse, cumartesi akşamı tüm cihazları tekneye çıkardık kısa bir prova yaptık, ses düzenini kurduk, sound check yaptık ve evlerimize dağıldık. Ertesi sabah saat 9-10 arası tekne hareket etti, yolcular yiyeceklerini aldılar masalara yerleştiler, biraz karınları doyduktan sonra eğlenme vakti gelmişti.
Grup olarak sahneye çıktık, kabloları taktık, anfileri açtık. Akşamki performansımız göre neler çalacağımıza az çok karar vermiştik. Ama, o da ne, önce bir yanık kokusu, ardından anfiden çıkan kesif bir duman. Bu da yapılır mı bize? Şimdi olur mu? Canım anfi küt diye gitti. Hepimizde bir moral bozukluğu, ne yapacağımızı düşünürken anfiyi açıp içine baktık ve anladık ki sadece çıkış kanallarından biri yanmıştı. Oh dedik, şimdi obür taraf sağlam madem, o tarafı kullanalım. En azından bugünü kurtaralım. Neyse, biz de aldık sol kanaldaki kolonu sağ çıkışın ikinci portuna taktık. Ohh, canavar, ses oldukça iyi. Hadi dedik başlayalım. Önce bir Türkçe parça "Sözlerimi geri alamam". İzleyiciler hoşnut, alkışlarımızı aldık. İkinci parça yabancı, biraz eski ama her zaman prim yapar "Hotel California".

Arkasından "Achy, breaky heart" baktık iyi gidiyoruz. Derken, Santana'dan Corazon Espinado" söylerken bir gariplikler olmaya başladı. Seste boğulmalar ve rezonanslar. "Eyvaah! N'oluyor yine?" demeye kalmadan, küüt, ikinci kanal da yandı. Bu kadar mı bahtsızlık olur. Adam gibi çalamadan yandı cihaz. Seyirci hayal kırıklığında, bizde moral zaten eksilerde. Neyse, sağolsun seyirci alkışlarla bize moral verdi, motivasyon sağladı. Daha sonra yarı unplug bir şekilde 8-10 parça daha çaldık ve programı bitirdik. Bu da bizim bir konser anımız olarak tarihe yazıldı. Cihazları toplarken, sonradan farkettik ki, brunch salonunun oradaki kolonun içine biri istemeden (ya da isteyerek , bunu hiç bir zaman bilemeyeceğiz) su dökmüş. Kolonun içi havuz gibi. Anfiyi yakan da buradaki kısa devreymiş. Konserden bir kaç fotoğrafı ekliyorum.

3 yorum:

Merkal dedi ki...

Arkadaslar, supersiniz! Herkesin harcı değildir, onca güçlüğe karşın, kendinizi bozmadan elinizden gelenin en iyisini yapmissiniz.

Benden size bir fikir. Ucretsiz video blogging hizmeti veren siteler var. Bundan sonraki konser goruntulerinizi de burada yayimlarsaniz eminim cok ses getirecektir.

Tekrar tebrikler, sevgiler
Mert

faik murat unel dedi ki...

Kolonun içindeki suyu şimdi öğrendim, ilginç...
Şimdiye kadar çıktığımız konserlerde grubumuzun adı olmadığı için No Name olarak sahne alıyorduk. Aslında No Name (İsimsiz) adında bir grup vardı diye hatırlıyorum. Nihayet grup olarak mutabık kaldığımız bir isim bulduk. Tanıştırayım... Co-Part.
Teknik olarak sorunsuz, eylenceli yeni konserlere...

Pluton dedi ki...

abi insan bakmaz mi kolonun icinde su mu var diye calmadan once, deniz ortamlari bunlar, yengec bile cikabilirdi alimallah :)

gecmis olsun diyorum, hakkaten bi dahaki sefere bi video koyun bari, fotograflar canavarmis.